Bir bilgisayar mühendisi için programlama dili, öğrendiklerini sınadığı, deneyler yaptığı bir laboratuardır ve mühendisler deneylerini, kestiremedikleri sonuçları gözlemlemek için değil, öngördükleri sonuçları doğrulamak için yapar...

Köle-Efendi Diyalektiği

Ast-üst ilişkisi bağlamında köle-efendi diyalektiği

Bir şekilde hiyerarşik bir yapının parçası olmuş herkesin (ki olmayan yoktur), Hegel'in, anladığım kadarıyla, sade bir dille özetlemeye çalışacağım köle-efendi diyalektiğinde kendine bir rol bulabileceğine inanıyorum. Bu tip analizlerin, etrafımızdaki insanların bazen belki de bilinçaltlarının yönlendirmeleriyle büründüğü anlaşılması zor ruh hallerini anlamak, kabullenmek veya en azından buna çaba harcamaya başlamak için faydalı olabileceğini düşünüyorum.

Hegel'e (Georg Wilhelm Friedrich Hegel) göre insanları hayvanlardan ayıran temel özellik insanın doğal veya maddi olmayan bir isteye yönelebilmesidir. Hegel, isteği, insana verilmiş kendisiyle özdeş kalacak şeylerin dışında olan bir boşluk olarak görür. İnsanı insan yapan, bu boşluğu doldurmak için diğer insanlarla girdiği istek çatışmasında kendi bilincini tanıtma ve kabul ettirme çabasıdır.

Bir insanın kendi benliğinin farkına varabilmesi, özbilincinini kazanabilmesi, kendini bir birey olarak görebilmesi ancak kendini bir başka bilince tanıtması ve ona kabul ettirmesi ile mümkündür. Çünkü bir insanın benliği ancak başka bir insanın karşısında anlamlıdır. İşte benliklerin bu etkileşimi insanları ikiye ayırır; köleler ve efendiler. Bu ayrım, denk olmayan güçlerin kendilerini birbirlerine kabul ettirme çabasının bir sonucudur.

Birey kendi bilincinin farkında olan bir bilince ihtiyaç duyduğunu anladığında, muhtaç olduğu bilinçten nefret etmeye başlar ve muhtaç olma durumu ile ondan kurtulma isteği arasında sıkışıp kalır. Bu sıkışıklık bireyi mutsuzluğa iter. Hegel bu bilince "mutsuz bilinç" adını verir. Mutsuz bilinç kendi kendine yetebildiğini görüp bunu etrafına kabul ettirebilirse "efendi" olur. Ancak aksi durumda, doğal/maddi isteği olan hayatını sürdürme isteğine hiçbir riske girmemek adına boyun eğip nefret ettiği bilincin kölesi olarak kalır.

Hegel bu ilişkinin devamlılığını iki kavrama bağlar; yadsıma ve olumsuzlama. Efendi kendini iyi, köleyi sıradan olarak görür ve kölenin kendini kabul ettirme isteğini yadsıyarak (görmezden gelerek) kölenin isteklerini yönetmek ister. Hegel bunu "Benim seni istememi istemeni istiyorum." şeklinde özetler. Köleyse efendisini olumsuzlar; "iyi" olduğunu düşünen efendisinin "kötü" olduğunu düşünür. Köle bir efendisi olduğunu kabul etmez. Efendinin, kendisinin bilincini, çalışıyor olmasından dolayı kabul ettiğine ve böylece kabul görmüş biri tarafından kabul gördüğüne inanır.

Hegel, efendinin kendisi ile ilgili bilincinin eksik olduğunu savunur. Efendi, efendi olmanın gereklerini yerine getirmeye mahkûmdur. Bu durum onu kısıtlar ve efendi, efendiliğin kölesi olur. Köle ise çalışıyor olması nedeniyle, kendisini efendisinin kölesi haline getiren kendi doğasının efendisi olur...

Buradaki tespitler, Hegel'in bilince ve insan ilişkilerine yaklaşık 200 yıl önceki bir bakış açısının ürünü ve tabi ki tümünün herkes için geçerli olduğu söylenemez. Ancak yine de insanın doğası zamanla pek değişmediği için hala tartışma konusu yapılmaya değer. İnsanların sosyal medyada hayatlarını paylaşma dürtüsü bile belki konuyla ilişkilendirilebilir. Konu psikolojik, sosyolojik, siyasi açılardan çeşitli şekillerde yorumlansa da ast-üst ilişkileri ile birlikte düşünüldüğünde pek çok insan bu tespitlerde kendisi veya etrafındaki insanlarla ilgili bazı çağrışımlar bulabilecektir...

Harici Bağlantılar

Sayfayı
Yayın tarihi: 30 Ekim 2015 Cuma, 16:05
Anahtar kelimeler: köle efendi diyalektiği, hegel, hiyerarşi, ast üst ilişkisi

Yorum Gönder

 
Yorumunuzu -1. yoruma yanıt olarak gönderiyorsunuz. Yanıtlamayı iptal etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Yorumlar

Onaylanmış yorum bulunmuyor.
 
 
Sayfa 37 sorgu ile 0.006 saniyede oluşturuldu.
Atasoy Blog v4 © 2008-2017 Hüseyin Atasoy