Bir bilgisayar mühendisi için programlama dili, öğrendiklerini sınadığı, deneyler yaptığı bir laboratuardır ve mühendisler deneylerini, kestiremedikleri sonuçları gözlemlemek için değil, öngördükleri sonuçları doğrulamak için yapar...

Resim

İlkokuldayken, resim derslerinin birinde öğretmenimiz...

İlkokuldayken, resim derslerinin birinde öğretmenimiz, kendimizi mutlu hissedeceğimiz bir yerin resmini çizmemizi ve resimde kendisine de yer vermemizi istemişti. Herkes hayal ettiği yeri boya kelamleriyle çizmeye koyuldu. Dersin sonuna doğru herkesin kağıdında iyi kötü birşeyler vardı. Farklı farklı bir sürü resim çizilmişti. Kimimiz ağaçlar, kuşlar çizmişti. Kimimiz dere kenarında bir ev, çiçekler, kelebekler... Bütün resimlerde öğretmenimizi temsil eden bir de figür vardı. Tahmin edersiniz ki; hepimizin çizimi berbattı. Öğretmenimiz bazı resimlerde 5 çizgi, bir çember ve birkaç noktadan ibaretti. Bazılarında sadece gülen bir surattı. Oysa elimizden gelenin en iyisini çizmeye çalışmıştık. Sevgiyle, belki biraz endişe, biraz korkuyla...

Öğretmenimiz dersin sonunda son bir kez resimleri gözden geçirdi. Hiçbirimizin çizimi gerçekten ona benzemiyordu. Ama o, göz attığı her resmi çok beğendiğini söylüyordu. Biz de mutlu oluyorduk. Belki onu iyi çizememiştik ama onu hayal edebildiğimiz en güzel yerlerde çizmiştik ve elimizden gelenin en iyisi buydu. Algılarımız, yeteneğimiz, boyalarımız bu kadarına yetmişti.

Ayaklarını kocaman çizmemize, ellerine parmak çizmememize, gözlerini kocaman yapmamıza hiç öfkelenmemişti. Öğrencilerden biri okulu sevmediği için resminde ona hiç yer vermese mesela, ona bile kızmazdı herhalde...

* * *

Resimlerine O'nu da çizen kitleler, hangi kitlenin resimlerindekinin "gerçek" olduğu konusunda sürekli bir kavga halinde. Kendi çizimlerinin en iyisi olduğunu iddia edip başkalarının resimlerine müdahale etmeye çalışanlar, bunun için birbirlerini öldürmekten bile geri durmuyorlar. Bireyken zeki olan/olması gereken insanlar bir kitle meydana getirdiğinde, kitlenin zeka seviyesi ilkokuldaki bir çocuğunkinin bile altında kalabiliyor.

Çok eski figürlere de bakıyorum, bilinen en eski uygarlıkların çizimlerine. İnsanlar O'nu hep ihtiyaç duydukları özellikleriyle çizmişler. Korkunun hakim olduğu, adalete muhtaç toplumların çizimlerinde güçlü ve adil bir koruyucuyla karşılaşırsınız. Öfke, nefret gibi duygularla dolu, intikam isteyen toplumların çizimlerinde cezalandırmaya bayılan, merhametsiz bir intikamcı görebilirsiniz. Bu, neyin eksik olduğuyla değil, neyin eksik hissedildiğiyle alakalı gibi görünüyor. Çizimler yapılırken farkında olunmadan, gerçek olanla ilgili ipuçlarına değil, beklentilere odaklanılıyor. Bu durum, "gerçek"ten uzak, yanıltıcı bir biçimde eksik figürler çizilmesine neden oluyor.

Kabul etmeliyiz ki, her birimizin çizdiği, bir diğerimizin çizdiğinden farklı ve muhtemelen hiçbirimizinki gerçek olana tam olarak benzemiyor. O'nu iyi çizemediğimiz için cezalandırılmayı hak eder miyiz bilemiyorum ama çizimlerimizin gerçeğe uygunluğu konusundaki kibirli ısrarımız ve bu yüzden birbirimizle tutuştuğumuz kavgalar için cezalandırılmayı kesinlikle hak ediyoruz.

Sayfayı
Yayın tarihi: 11 Haziran 2017 Pazar, 19:08
Anahtar kelimeler: tanrı, figür, öğretmen, resim

Yorum Gönder

 
Yorumunuzu -1. yoruma yanıt olarak gönderiyorsunuz. Yanıtlamayı iptal etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Yorumlar

Onaylanmış yorum bulunmuyor.
 
 
Sayfa 37 sorgu ile 0.004 saniyede oluşturuldu.
Atasoy Blog v4 © 2008-2017 Hüseyin Atasoy